Neden Kendimi Sürekli Başkalarıyla Kıyaslıyorum? Psikolojik Nedenleri Nelerdir?
“Onun hayatı benden daha iyi.”
“Ben neden onun kadar başarılı olamadım?”
“Yaşıtlarım evlendi, kariyer yaptı, ev aldı. Ben hâlâ aynı yerdeyim.”
Bazen başka insanların hayatlarına bakarken farkında olmadan kendi hayatımızı onlarınkiyle ölçmeye başlarız. Özellikle sosyal medya bu karşılaştırmaları daha da görünür hale getirebilir. Bir başkasının başarısı, ilişkisi, görünüşü, maddi durumu veya yaşam tarzı kendi hayatımızdaki eksikleri daha fazla fark etmemize neden olabilir.
Oysa sürekli başkalarıyla kıyaslanmak, çoğu zaman objektif bir değerlendirme değildir. Çünkü kendi hayatımızın tamamını, başka bir insanın ise genellikle yalnızca bize gösterdiği kısmını karşılaştırırız.
Peki insan neden kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslar?
Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak neden bu kadar kolay?
İnsan zihni kendisi hakkında değerlendirme yaparken çevresindeki insanlardan yararlanabilir. “Neredeyim?”, “Yeterli miyim?”, “Doğru bir şey mi yapıyorum?” gibi soruların cevaplarını bazen başkalarının hayatlarına bakarak bulmaya çalışırız.
Bu nedenle zaman zaman kıyaslama yapmak tek başına olağandışı değildir.
Sorun, kıyaslamanın kişinin kendisini değerlendirdiği temel yönteme dönüşmesidir.
Bir süre sonra insan kendi gelişimini değil, başkalarının nerede olduğunu takip etmeye başlayabilir.
“Ben geçen yıla göre ne kadar ilerledim?” yerine,
“Arkadaşım benden ne kadar ileride?” diye düşünmeye başlar.
Bu iki soru birbirine benzese de kişinin kendisiyle kurduğu ilişki açısından oldukça farklıdır.
Kıyaslama bazen özgüvenle ilgilidir
Kişi kendisini yeterli görmediğinde dışarıdan sürekli kanıt arayabilir.
Daha başarılı birini gördüğünde:
“Ben yeterince iyi değilim.”
Daha güzel olduğunu düşündüğü birini gördüğünde:
“Ben yeterince çekici değilim.”
Daha fazla para kazanan birini gördüğünde:
“Ben hayatımda başarısız oldum.”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta, kişinin gördüğü insan hakkında çok az şey bilmesine rağmen kendisi hakkında oldukça kesin sonuçlara ulaşmasıdır.
Bir başkasının başarısı, sizin başarısız olduğunuz anlamına gelmez.
Bir başkasının güzel görünmesi, sizin değersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bir insanın sizden daha ileride olması da sizin geride kaldığınız anlamına gelmez.
Sosyal medya kıyaslamayı neden artırabilir?
Sosyal medyada insanlar hayatlarının tamamını paylaşmaz.
Genellikle güzel bir tatil, yeni bir araba, başarılı bir iş, mutlu bir ilişki, güzel bir ev veya özel bir an paylaşılır.
Buna karşılık aynı kişinin kaygıları, borçları, ilişki problemleri, başarısızlıkları veya yalnız kaldığı zamanlar çoğu zaman görünmez.
Böylece kişinin zihninde şu tür bir karşılaştırma oluşabilir:
Kendi hayatımın tamamı ↔ başkasının seçilmiş anları
Bu karşılaştırmanın adil olması beklenemez.
Üstelik sürekli olarak benzer içeriklere maruz kalmak, kişinin kendi hayatını olduğundan daha sıradan veya başarısız görmesine neden olabilir.
Bu yüzden bazen sorun kendi hayatımızın gerçekten kötü olması değil, onu sürekli olarak başkalarının en iyi anlarıyla karşılaştırmamızdır.
Kıyaslama neden özellikle bazı dönemlerde artar?
Hayatın bazı dönemlerinde kişi kendisini daha fazla sorgulayabilir.
Yeni mezuniyet, kariyer değişikliği, evlilik, ayrılık, iş kaybı, maddi sorunlar veya önemli bir yaşam değişikliği bunlardan bazılarıdır.
Örneğin 30’lu yaşlarında olan bir kişi çevresindeki insanların kariyerlerinde ilerlediğini gördüğünde kendi hayatını sorgulayabilir.
“Ben nerede yanlış yaptım?”
“Ben neden hâlâ istediğim yerde değilim?”
“Artık geç mi kaldım?”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Ancak hayatın herkes için aynı sırayla ilerlemesi gerektiği düşüncesi gerçeği yansıtmaz.
İnsanların başlangıç noktaları, imkanları, öncelikleri, aile koşulları, ekonomik durumları ve karşılaştıkları fırsatlar birbirinden farklıdır.
Kıyaslama motivasyon sağlayabilir mi?
Her kıyaslama olumsuz değildir.
Bazen başka bir insanın yaptığı bir şey bize ilham verebilir.
“Ben de bunu öğrenmek istiyorum.”
“Ben de böyle bir hedef belirleyebilirim.”
“Bu kişinin yaptığı şey bana yeni bir fikir verdi.”
şeklindeki düşünceler kişiyi harekete geçirebilir.
Buradaki önemli fark, başkasının hayatının kişinin kendisine saldırmak için kullanılmamasıdır.
Sağlıklı kıyaslama ilham verirken, sürekli ve yıpratıcı kıyaslama kişinin kendisine olan güvenini azaltabilir.
Bu nedenle kıyaslama yaptığınızda kendinize şu soruyu sorabilirsiniz:
“Bu karşılaştırma beni harekete mi geçiriyor, yoksa kendimi değersiz hissetmeme mi neden oluyor?”
Cevap ikinciyse, kıyaslamanın biçimini değiştirmek gerekebilir.
Kendimi sürekli başkalarıyla kıyaslamayı nasıl azaltabilirim?
Öncelikle kıyaslama yaptığınız anları fark etmeye çalışın.
Örneğin bir sosyal medya hesabına baktıktan sonra kendinizi kötü hissediyorsanız bunu küçümsemeyin.
“Ben neden böyleyim?” demek yerine:
“Şu anda kendimi bu kişiyle karşılaştırıyorum ve bu karşılaştırma bende yetersizlik hissi oluşturuyor.”
diyebilirsiniz.
Bu küçük farkındalık bile düşünceyle aranıza mesafe koyabilir.
Kendi ölçütünüzü belirleyin
Kendinizi sürekli başkalarının bulunduğu noktaya göre değerlendirmek yerine kendi geçmişinizle karşılaştırmayı deneyebilirsiniz.
Bir yıl önce ne durumdaydınız?
Neleri artık daha iyi yapabiliyorsunuz?
Hangi konuda ilerlediniz?
Hangi zorluğun üstesinden geldiniz?
Bazen kişinin fark etmediği gelişmeler, başkalarına bakmayı bıraktığında daha görünür hale gelir.
“Geç kaldım” düşüncesini sorgulayın
“Artık çok geç” düşüncesi kıyaslamanın en sık ortaya çıkardığı düşüncelerden biridir.
Ancak bu düşünce çoğu zaman belirli bir yaşta herkesin aynı şeyleri başarması gerektiği varsayımına dayanır.
Birinin 25 yaşında yaptığı şeyi sizin 35 yaşında yapmanız, bunu daha değersiz hale getirmez.
Hayat bir yarış çizelgesi değildir.
Sosyal medya kullanımınızı gözden geçirin
Bazı hesapları takip ettikten sonra sürekli olarak kendinizi kötü hissediyorsanız bunun sizde nasıl bir etki yarattığına bakabilirsiniz.
Gerekirse takip ettiğiniz hesapları azaltmak, sosyal medyada geçirdiğiniz süreyi sınırlamak veya belirli dönemlerde ara vermek faydalı olabilir.
Amaç sosyal medyadan tamamen kaçmak değil, onun sizin kendiniz hakkındaki düşüncelerinizi yönetmesine izin vermemektir.
Kıyaslamanın altında başka bir ihtiyaç olabilir
Bazen “Neden onun gibi değilim?” sorusunun altında aslında başka bir soru vardır:
“Ben gerçekten nasıl bir hayat istiyorum?”
Örneğin bir arkadaşınızın yeni evini gördüğünüzde onu kıskandığınızı düşünebilirsiniz. Fakat biraz düşündüğünüzde aslında ev sahibi olmak değil, maddi güvence hissetmek istediğinizi fark edebilirsiniz.
Ya da birinin kariyer başarısını kıskandığınızı düşünürken aslında takdir edilme ve yaptığı işin karşılığını görme ihtiyacınız olabilir.
Bu nedenle kıyaslama bazen bize ne istediğimizi anlamamız için ipucu da verebilir.
Önemli olan, başkasının hayatını kopyalamak yerine kendi ihtiyacımızı fark etmektir.
Ne zaman destek almak gerekir?
Kendini başkalarıyla kıyaslamak günlük yaşamda zaman zaman herkesin yaşayabileceği bir durumdur. Ancak bu düşünceler sürekli hale geliyor, kişinin kendisine olan güvenini ciddi biçimde etkiliyor, sosyal medyadan sonra yoğun değersizlik hissi oluşturuyor veya kişinin yaşamını sürekli olarak başarısızlık duygusu üzerinden değerlendirmesine neden oluyorsa psikolojik destek almak düşünülebilir.
Burada amaç kişinin hiçbir zaman kıyaslama yapmamasını sağlamak değildir.
Daha gerçekçi olan, kıyaslamanın kişinin kendisi hakkındaki bütün değerlendirmelerini belirlemesini engellemektir.
Kendimizi başkalarıyla kıyaslamak insan olmanın doğal bir parçası olabilir. Ancak bu alışkanlık sürekli hale geldiğinde kişinin kendi hayatını görmesini zorlaştırabilir.
Başkasının sahip olduğu şeylere bakarken kendi sahip olduklarımızı değersizleştirmek kolaydır.
Oysa herkesin hayatı farklı koşullarda ilerler.
Bu nedenle bazen sorulması gereken soru:
“Ben neden onun kadar iyi değilim?”
değil,
“Ben kendi hayatımda gerçekten ne istiyorum ve bunun için bugün ne yapabilirim?”
olabilir.
Kendimizi başkalarının hayatlarına göre değil, kendi değerlerimize ve kendi gelişimimize göre değerlendirmeyi öğrendikçe kıyaslamanın üzerimizdeki etkisi de azalabilir.