Eşimle Arkadaş Gibiyiz Ama Çift Gibi Hissedemiyorum, Neden?
Bazı insanlar ilişkilerini anlatırken şöyle der:
“Aslında hiçbir problemimiz yok.”
Ardından da eklerler:
“Ama sanki eşimden çok bir arkadaşla yaşıyor gibiyim.”
Bu durum ilk bakışta kafa karıştırıcı olabilir. Çünkü ortada büyük kavgalar yoktur, güven sorunu yoktur, hatta sevgi bile devam ediyordur. Buna rağmen ilişki içinde eksik olan bir şey hissedilir.
Genellikle eksik hissedilen şey, romantik ve cinsel bağdır.
Arkadaşlık ve çift olmak aynı şey değildir
Sağlıklı ilişkilerde arkadaşlık çok değerlidir.
Birbirine güvenmek,
birlikte gülebilmek,
hayatı paylaşabilmek,
destek olmak…
Bunların hepsi güçlü bir ilişkinin temelidir.
Ancak romantik ilişkileri arkadaşlıktan ayıran başka bir unsur daha vardır:
Duygusal ve fiziksel çekim.
Bu alan zayıfladığında ilişki güvenli olabilir ama heyecanını kaybedebilir.
Bu durum neden yaşanır?
Günlük hayat ilişkiyi yönetmeye başlayabilir
Özellikle uzun ilişkilerde çiftler zamanla sevgili olmaktan çok bir ekip haline gelebilir.
Ev işleri,
çocuklar,
iş hayatı,
maddi sorumluluklar…
Bir süre sonra konuşmaların büyük bölümü görevler etrafında dönmeye başlayabilir.
İlişki yaşanmak yerine yönetilen bir projeye dönüşebilir.
Romantik alan ihmal edilebilir
Birçok çift birbirini sevmesine rağmen romantik bağını beslemeyi bırakır.
Çünkü zamanla sevginin kendiliğinden devam edeceği düşünülür.
Oysa romantizm de tıpkı iletişim gibi ilgi ister.
Fiziksel temas azalabilir
Sarılmaların,
dokunuşların,
öpücüklerin,
flörtleşmenin
azalması zamanla ilişkiyi daha dostane bir noktaya taşıyabilir.
Bu süreç genellikle fark edilmeden gerçekleşir.
Biriken kırgınlıklar çekimi azaltabilir
Bazen insanlar partnerlerine kızgın olduklarının farkında bile değildir.
Yıllar içinde biriken küçük hayal kırıklıkları duygusal yakınlığı azaltabilir.
Bu da zamanla romantik enerjiyi etkileyebilir.
Bu durum sevginin bittiği anlamına mı gelir?
Çoğu zaman hayır.
Hatta birçok çift bu noktada birbirini hâlâ sevdiğini söyler.
Sorun sevgisizlik değil, ilişkinin romantik tarafının geri planda kalmasıdır.
Bu yüzden insanlar:
“Onu seviyorum ama eskisi gibi hissetmiyorum.”
diyebilir.
Bu iki durum birbirinden farklıdır.
İlişki yeniden canlanabilir mi?
Çoğu durumda evet.
Çünkü birçok çiftte sorun bağın tamamen kopması değil, bağın beslenmemesidir.
Birlikte yeni deneyimler yaşayın
Araştırmalar yeni deneyimlerin çiftler arasındaki çekimi artırabildiğini gösteriyor.
Birlikte yeni bir aktivite denemek bile ilişkinin enerjisini değiştirebilir.
Partnerinizi yeniden tanımaya çalışın
İnsanlar yıllar içinde değişir.
Birçok çift partnerini tanıdığını düşünür ama aslında uzun zamandır merak etmeyi bırakmıştır.
Fiziksel yakınlığı geri getirin
Temas sadece cinsellik değildir.
Gün içindeki küçük yakınlıklar bile romantik bağı güçlendirebilir.
İlişkinin dışındaki hayatı da koruyun
İlginç gelebilir ama sağlıklı bireysel alanlar çoğu zaman çekimi artırır.
Çünkü özlem ve merak duygusu tamamen kaybolmaz.
Ne zaman destek almak gerekir?
Eğer:
- uzun süredir romantik bağ hissedilmiyorsa,
- cinsellik tamamen durmuşsa,
- taraflardan biri ciddi mutsuzluk yaşıyorsa,
- ilişki sadece sorumluluk paylaşımına dönüştüyse
çift terapisi faydalı olabilir.
“Eşimle arkadaş gibiyiz ama çift gibi hissedemiyorum” düşüncesi birçok uzun ilişkide ortaya çıkabilir. Bu durum her zaman sevginin bittiğini göstermez. Bazen ilişkinin romantik tarafı günlük hayatın içinde geri planda kalmıştır. İyi haber şu ki; birçok çift için bu süreç geri döndürülebilir. Biraz daha merak, biraz daha temas ve biraz daha bilinçli yakınlık, ilişkiye yeniden canlılık katabilir.