Partnerimi Hâlâ Seviyorum Ama Eskisi Gibi İstemiyorum, Neden?
Bazı insanlar bir noktada kendilerini kafa karıştırıcı bir düşüncenin içinde bulur:
“Partnerimi seviyorum ama eskisi kadar istemiyorum.”
Bu durum çoğu zaman suçluluk duygusuna neden olur. Kişi sevginin azaldığını, ilişkinin bitmeye başladığını ya da kendisinde bir sorun olduğunu düşünebilir.
Oysa sevgi ve cinsel arzu her zaman aynı şekilde ilerlemez. Birini sevmekle ona karşı duyulan cinsel çekimin yoğunluğu zaman zaman farklı yönlerde hareket edebilir.
Bu durum düşündüğünüzden çok daha yaygındır.
Sevgi ve arzu aynı şey değildir
İlişkilerin ilk dönemlerinde sevgi, heyecan, merak ve tutku iç içe yaşanır. Bu nedenle insanlar bunların tek bir duygu olduğunu düşünebilir.
Ancak zamanla ilişki olgunlaştıkça:
- güven artar,
- belirsizlik azalır,
- günlük hayat ortaklaşır,
- partner daha tanıdık hale gelir.
Bu süreç sevginin azalması anlamına gelmez. Fakat ilk dönemlerdeki yoğun heyecan doğal olarak değişebilir.
Alışkanlık hissi çekimi etkileyebilir
İnsan zihni yenilikten beslenir.
İlişki yıllar içinde daha güvenli ve öngörülebilir hale geldikçe bazı çiftlerde merak duygusu azalabilir. Bu da cinsel isteğin eskisi kadar yoğun hissedilmemesine neden olabilir.
Burada önemli olan şey, çekimin tamamen kaybolması değil; ilişkinin yeni bir döneme girmiş olmasıdır.
Duygusal yükler arzuyu azaltabilir
Bazen sorun ilişki değildir.
Yoğun iş temposu, maddi kaygılar, ailevi sorumluluklar, stres veya tükenmişlik hali kişinin cinsel enerjisini etkileyebilir.
Kişi partnerini sevmeye devam ederken bile yakınlık kurmakta zorlanabilir.
Kırgınlıklar fark edilmeden birikebilir
Her ilişki zaman zaman küçük hayal kırıklıkları yaşar.
Konuşulmayan kırgınlıklar:
- değersiz hissedilmek,
- anlaşılmamak,
- yeterince ilgi görmemek,
- sürekli eleştirilmek
gibi duygulara dönüşebilir.
Bu durumlar bazen doğrudan fark edilmese bile cinsel isteği etkileyebilir.
Çekimin azalması ilişkinin bittiği anlamına gelir mi?
Hayır.
Aslında birçok uzun ilişkide çekimin seviyesi dönem dönem değişir.
Önemli olan şu sorudur:
İstek tamamen mi kayboldu, yoksa sadece eskisine göre azaldı mı?
Çünkü çoğu zaman insanlar ilk günlerdeki yoğun tutkuyu ölçü olarak alır. Oysa uzun süreli ilişkilerde yakınlık farklı biçimlerde kendini gösterebilir.
İstek yeniden canlanabilir mi?
Çoğu durumda evet.
Bunun için:
Birlikte geçirilen kaliteli zamanı artırın
Sadece aynı evde bulunmak, birlikte vakit geçirmek anlamına gelmez.
Yeni deneyimler paylaşmak ilişkiye canlılık katabilir.
Duygusal yakınlığı güçlendirin
Kendini anlaşılmış hissetmek, birçok insan için arzunun temelidir.
Fiziksel teması artırın
Sarılmak, dokunmak, el ele tutuşmak gibi küçük temaslar bile yakınlığı yeniden besleyebilir.
Sorunları görmezden gelmeyin
Biriken kırgınlıklar varsa bunları konuşmak önemlidir.
Ne zaman destek almak gerekir?
Eğer:
- cinsel isteksizlik uzun süredir devam ediyorsa,
- ilişkinizde belirgin bir uzaklaşma oluştuysa,
- bu durum sık sık tartışmalara yol açıyorsa,
- iki taraf da mutsuz hissediyorsa
bir uzman desteği almak faydalı olabilir.
Partnerimi hâlâ seviyorum ama eskisi gibi istemiyorum, neden?
Çünkü sevgi ve arzu aynı şey değildir. Uzun ilişkilerde heyecanın şekli değişebilir, stres ve günlük yaşam yakınlığı etkileyebilir ya da konuşulmayan duygular çekimi azaltabilir. Bu durum her zaman ilişkinin bittiğini göstermez. Bazen sadece ilişkinin yeniden ilgiye, iletişime ve bağ kurmaya ihtiyaç duyduğunu gösterir.