İlişkilerde cinselliğin sıklığı zaman içinde değişebilir. Özellikle uzun süreli birlikteliklerde birçok çift bir noktada şu soruyu sormaya başlar:
“Eskisi kadar yakın değiliz, acaba ilişkimizde bir sorun mu var?”
Toplumda cinsellikle ilgili birçok yanlış inanış bulunur. Bunlardan biri de mutlu ilişkilerde cinselliğin her zaman aynı yoğunlukta yaşandığı düşüncesidir. Oysa gerçek hayat çoğu zaman bundan farklıdır.
Cinselliğin azalması bazı durumlarda dikkat edilmesi gereken bir işaret olabilirken, bazı durumlarda ise ilişkinin doğal akışının bir parçasıdır.
Cinsellik zamanla neden değişir?
İlişkinin ilk dönemlerinde yoğun heyecan, merak ve keşif duygusu vardır. Bu süreçte cinsel yakınlık genellikle daha sık yaşanır.
Ancak zaman içinde:
- iş hayatı yoğunlaşabilir,
- çocuk sahibi olunabilir,
- sorumluluklar artabilir,
- stres yükselir,
- ilişki daha oturmuş hale gelir.
Bütün bunlar cinsel yaşamın ritmini etkileyebilir.
Bu nedenle ilk aylardaki veya ilk yıllardaki sıklığın değişmesi çoğu zaman olağan bir durumdur.
Azalma her zaman problem anlamına gelmez
Bazı çiftler haftada birkaç kez yakınlaşırken bazı çiftler daha seyrek bir cinsel yaşam sürdürebilir.
Burada önemli olan sayı değildir.
Asıl önemli soru şudur:
“İki taraf da mevcut durumdan memnun mu?”
Eğer çiftler arasında ciddi bir rahatsızlık yoksa ve duygusal bağ güçlü şekilde devam ediyorsa, cinselliğin eskiye göre daha az yaşanması tek başına bir sorun olarak değerlendirilmez.
Ne zaman dikkat etmek gerekir?
Bazı durumlarda cinselliğin azalması ilişkinin başka alanlarındaki sorunların yansıması olabilir.
Örneğin:
- sürekli tartışmalar,
- duygusal uzaklaşma,
- güven problemleri,
- kırgınlıklar,
- yoğun stres,
- depresif belirtiler
cinsel isteği etkileyebilir.
Bu gibi durumlarda mesele yalnızca cinsellik değildir. Altta yatan başka bir ihtiyaç ya da problem olabilir.
Cinselliğin azalması neden korkutuyor?
Çünkü birçok kişi cinselliği sevginin göstergesi olarak görür.
Yakınlık azaldığında:
- “Artık beni sevmiyor mu?”
- “Çekiciliğimi kaybettim mi?”
- “İlişkimiz kötüye mi gidiyor?”
gibi düşünceler ortaya çıkabilir.
Ancak cinsel sıklık ile sevgi arasında her zaman doğrudan bir bağlantı yoktur.
Bir kişi partnerini çok sevebilir ama stres, yorgunluk veya başka nedenlerle o dönemde daha düşük istek yaşayabilir.
Yakınlığı korumak için ne yapılabilir?
Konuşmaktan kaçınmayın
Birçok çift bu konuyu açmamayı tercih eder. Oysa sessizlik çoğu zaman yanlış anlamaları büyütür.
Teması sadece cinsellik olarak görmeyin
Sarılmak, öpmek, el ele tutuşmak ve birlikte kaliteli zaman geçirmek de ilişkinin önemli parçalarıdır.
Birbirinizi suçlamayın
Suçlama dili insanları yakınlaştırmaz. Tam tersine savunmaya iter.
Birlikte vakit geçirmeyi ihmal etmeyin
İlişkide duygusal yakınlık arttıkça fiziksel yakınlık da çoğu zaman güçlenir.
Ne zaman profesyonel destek alınmalı?
Eğer:
- cinsel yaşam tamamen durmuşsa,
- taraflardan biri ciddi rahatsızlık duyuyorsa,
- konu sürekli tartışmaya dönüşüyorsa,
- duygusal bağ da zayıflamaya başladıysa
bir uzmandan destek almak faydalı olabilir.
Sonuç
İlişkide cinsellik azaldığında bu her zaman bir sorun mudur?
Hayır. Her ilişkinin kendi ritmi vardır ve bu ritim zaman içinde değişebilir. Önemli olan belirli bir sıklığa ulaşmak değil, iki tarafın da kendini yakın, anlaşılmış ve değerli hissetmesidir. Eğer cinsellikteki değişim ilişkinin diğer alanlarına da yansıyorsa, o zaman altında yatan nedenleri birlikte keşfetmek faydalı olabilir.